LAÇ'ın Tarihçesi



LAMBUSA - LAPTA
Kibris adası 500 yılından 1200 yıllarına kadar devamlı korsan istilalarına uğradı. Bu istilacı ve yağmacıların başında Arap korsanları gelirdi. Korsan akınlarından bıkıp usanan Lambusa kenti halkı burayı terk ederek Lapta Başpınarı'nın çevresinde, bugünkü Lapta'nın temellerini atmışlardır. Geçmiş dönemde Kıbrıs'taki yerleşim birimleri genellikle akarsu ve su kaynağı olan yerlerin yanına kurulmuştur; Lapta'da onlardan biridir. Terk edilen Lambusa krallığına ait değerli eserler ve hazineler bugün dünyanın birçok büyük müzelerinde sergilenmektedir. Paris'teki Laon müzesinde, İngiltere'de British müzesinde, New York'taki en büyük müzede, Almanya'daki Berlin müzesinde ve Moskova'da Rusya'nın en büyük müzesinde Lambusa'dan kaçırılan bir çok tarihi eserlerin sergilendiği söylenir. Lambusa, dünyanın en eski kentlerinden biri olarak nitelendirilir ve onun devamı da Lapta’dır.

"ESKİ LAPİTHOS: LAMBOUSA" VE LAPTA KENTİ
LAPITHOS (Lapta), Girne'nin batısında, Beşparmak dağlarının en yüksek tepesi olan Selvili Tepe'nin kuzeyinde, doğal güzelliklerin doruğa çıktığı bir yerleşim yeridir.

Kuzey Kıbrıs'ın ünlü kentlerinden biridir. Lapta'nın her köşesi limon ve diğer meyve ağaçları ile kaplıdır. Dağın eteklerlinde yer alan kente devamlı kaynak suyu akması büyük şanstır.

Tarihte "Lapithos veya Lapethos" diye bilinen bu kent Kıbrıs'ın bölündüğü dokuz krallıktan birinin merkeziydi.

Söylentiye göre Lapithos'un ilk sakinleri İ.Ö 13.yy'da Yunanistan'ın Laconia bölgesinden göç etmişlerdir. Antik yazarlardan Homeros, M.Ö 1200 yıllarına doğru Troya savaşından dönen Akalar tarafından Salamis ve Baf kentleriyle birlikte, Lapithos şehrini de kurduğunu yazmaktadır. Kapadokya doğumlu olan Strabon ise, M.Ö 1200 yıllarına doğru Pelopones yarımadasındaki Lakonya Kralı Praxander önderliğinde kurulduğunu yazmıştır.

Kentin kuruluşuna ilişkin diğer bir söylenti ise, M.Ö 8. yüzyılda Tir (Sur) Krali Belus tarafından, bir Fenike kolonisi olarak kurulduğu doğrultusundadır.

KENTİN EN PARLAK DÖNEMİ
Kent, İ.Ö 8. yy.da doğu Akdeniz ticaretinin hakimi olan Fenikeliklerin yönetimine girmiştir. Lapithos, Hıristiyanlık dönemindeki 14 piskoposluktan birinin merkezi durumundaydı. En parlak dönemini Roma ve Bizans egemenliği sırasında yaşamıştır. Bu devirde kente eriştiği zenginlikten dolayı parlak anlamına gelen "Lambusa" adı verilmiştir. Lambusa Kenti, Roma döneminin sonu, erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemlerinde deniz kıyısındaki yerine kaydırılarak, zenginliğiyle ünlü bir merkez durumuna gelmiştir. Ticaretle zenginleşen kentte tiyatro ve gimnazium gibi sivil mimari örnekleri inşa edilmiştir. Fakat Lambousa'nın bu parlak dönemi I.S 7. yy.da Arap akınlarının başlamasına kadar sürmüştür.

ARAP AKINLARI VE LAPTA'NIN KURULUŞU
Bir söylenceye göre Lambusa şehrinin zenginliğiyle ün salması üzerine Araplar'ın M.S 654 yılında başlattıkları saldırılar sırasında Lambusa'yı kuşatırlar. Halkın tüm kıymetli eşyaları ve mücevherleri ile birlikte teslim olmalarını talep ederler, buna karşılık onlara şehri serbestçe terk etme ve Kıbrıs'taki istedikleri bölgelere yerleşme olanağı tanınır. Ancak yapılan kazılar sonucu birçok Lambusalının kıymetli eşyaları ile mücevherlerini Araplara teslim etmektense evlerinin tavanı ile duvar içlerine saklamayı tercih ettikleri anlaşılmıştır.

Lambusalılar Lüsignan döneminde kenti terk ederek Lapta'yı kurmaya başlamışlar ve bu süreç Osmanlı döneminde de devam etmiştir. M.S 18. yüzyılda Lapta'da oturan Lambusa kökenliler Karava'yı kurmuşlardı. Lambusa harabeleri bu iki iki kentin kurulmasında taş ocağı görevi görmüş, böylelikle de bir yıkım sürecine girmiştir.

LAPTA
Bir krallığın merkezi olduğu sanılan Lapithos yerleşim yeri, bugünkü Lapta kentinin olduğu alandır. Lapta'nın bir buçuk mil kuzeyinde, denize yakın bölgede ise bugün Lambusa şehrinin harabeleri bulunmaktadır. Lambusa kasabası sakinlerinin, 7. yy.da başlayan Arap akınlarından bıktıkları için evlerini iç taraftaki dağın yamacına taşıdıkları ve eski evlerinden getirdikleri aynı taşları ve yapı malzemelerini kullanarak Lapta'yı kurdukları düşünülmektedir. Yerleşme daha sonraları, özellikle Lüzinyanlar döneminde gelişmiş ve Lapta'nın nüfusu on bin kişiye ulaşmıştır. Ancak bölgede üretilen arkeolojik kazılardan Lapta'nın burada kurulan ilk yerleşme olmadığı anlaşılmıştır. Araştırmalarda, yörenin bakır yataklarını da kullandığı izlenimini veren bir kalkolitik dönem (Cilalı Taş Devri) yerleşmesine ve ayrıca Demir Çağı'na ait oda mezarlara rastlanmıştır.